Hisse

hisse

kelime, köken Arapça ḥiṣṣe

1. isim Pay:

      "Bana gelip hisseni satın almak istiyorum, bana devret deseydin belki razı olurdum." - Orhan Kemal

2. isim, ekonomi Tutam (II).

3. isim, mecaz Bir olaydan çıkarılan ders.

hisse ile ilgili deyimler

hisse almak
deyim
hisse kapmak
deyim

hisse ile ilgili birleşik kelimeler

hisse senedi hisseişayia kıssadan hisse temettü hissesi

Anlamı içinde "hisse" geçen sözcükler ve örnek cümleler

aksiyoner: Hisse sahibi, hissedar.

babaca: Baba gibi, babaya yakışır:       "Bu kardeşçe, babaca muameleleri karşısında, artık böyle bir hisse kapılmanın ne kadar yersiz olduğunu anlamaya başlamıştım." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

derinlik: 1. isim Bir şeyin dip tarafının yüzeye, ağza olan uzaklığı. 2. isim, fizik Bir cismin en ve boy dışındaki üçüncü boyutu:       "Su baskısı derinlikte santimetre başına yüz ton ağırlığında olunca, ona beş santimetre kalınlığında da olsa cam mı dayanır?" - Halikarnas Balıkçısı 3. isim Bulunulan yere göre uzakta olan yer:       "Çıplak ayaklarımla kuyunun derinliklerine doğru iniyorum, iniyorum." - Adalet Ağaoğlu 4. isim, mecaz Bir konunun veya durumun özü:       "Ben şiir yazmayı, resim yapmayı, derinliklerde söyleşmeyi seven Sadri Alışık'ı da tanıdım." - Selim İleri 5. isim, mecaz En duyarlı nokta:       "Ta yüreğinin derinliklerinden gelen ağlama sesi." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu 6. isim, mecaz Karanlık, bilinmeyen dönem:       Tarihin derinliklerine saklanmış olan gerçekler... 7. isim, askerlik Yanaşık veya dağınık düzende bulunan bir birliğin en ileride olan kısmının başından, en geride bulunan kısmının sonuna kadar olan uzaklık:       "Beş altı yüz metre derinliği olan bir topçu müfrezesini yanlayıp geçmek epeyce zormuş." - Aka Gündüz 8. isim, ticaret, ekonomi Borsada az sayıda hisse senedinin el değiştirmesi.

kâğıt: 1. isim Hamur durumuna getirilmiş türlü bitkisel maddelerden yapılan, yazı yazmaya, baskı yapmaya, bir şey sarmaya yarayan kuru, ince yaprak:       Yazı kâğıdı. Duvar kâğıdı. Sigara kâğıdı. 2. sıfat Bu yapraktan yapılmış:       "Gece hafif rüzgârlarla sallanan kâğıt fenerlerin aydınlığında dans edilir." - Ahmet Haşim 3. isim Yazılı kâğıt yaprağı, pusula, tezkere:       "Belediye kâtibine bir kâğıt götürmüştü, dönerken kasabın çırağına rast geldi." - Memduh Şevket Esendal 4. isim Yazılı sınav kâğıdı. 5. isim İskambil kâğıdı. 6. isim Belge ve doküman:       "... hâkim kararı olmadıkça ... kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz." - Anayasa 7. isim Menkul kıymetler borsasında işlem gören tahvil, hisse senedi gibi mali değeri olan senet. 8. isim Menkul kıymetler. 9. isim, halk ağzında Kâğıt para:       "Kalkıp cevabını veriyor; bilirse ne âlâ, beş bin kâğıdı cepledi demektir." - Attila İlhan

kupon: 1. isim Piyango biçiminde düzenlenmiş çekilişlerde kesilerek kullanılan basılı parça. 2. isim Gazete ve dergilerin düzenledikleri kampanyalarda verilecek hediye karşılığı olarak biriktirilmesi gereken basılı kâğıtların her biri. 3. isim, ekonomi Devlet tahvili, hisse senetleri vb. değerli kâğıtların üzerinde bulunan ve belirli zamanlarda sahibine faiz veya kazanç payı olarak belirli bir gelir sağlayan kesilmiş parça. 4. isim, ekonomi İşveren tarafından çeşitli amaçlarda kullanılmak üzere çalışanlarına verilen para değeri olan fiş. 5. sıfat Yalnız bir giysilik dokunmuş veya kesilmiş, üstün nitelikte (kumaş parçası):       Kupon kumaş.

pay senedi: Hisse senedi.

payına düşmek: bölüşmede hisse ayrılmak, belirli bir bölüm verilmek:       "Uşak'a kadar yirmi beş otuz esir de bizim payımıza düştü." - Aka Gündüz

sehim: 1. isim, eskimiş Hisse bedeli. 2. isim, eskimiş Pay, hisse. 3. isim, eskimiş, mimarlık Yüksek çelik binaların tepesinin sürekli olarak sağa sola yaylanması.

taşınır değer: Senet, bono, tahvil, hisse senedi vb. belge.

tröst: Aynı alanda iş yapan çeşitli ortaklıkların hisse senetlerinin, bir denetim teşkilatına teslim edilmesi ve yönetimin bir teşkilatı yöneten gruba aktarılmasıyla oluşan, tekelci sermayedarlığa dayanan ortaklıklar birliği.

TDK Sözlük anlamı kaynak alınmıştır.