İnsan

insan

kelime, köken Arapça insān

1. isim Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.

2. isim Âdemoğlu, âdem evladı:

      "O yaşta insan hiç düşünmeden sadece yaşamaya bakar." - Haldun Taner

3. sıfat, mecaz Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).

insan ile ilgili atasözleri

insan ayaktan, at tırnaktan kapar
atasözü
insan beşer, kuldur şaşar
atasözü
insan çeşit çeşit, yer damar damar
atasözü
insan doğduğu yerde değil doyduğu yerde
atasözü
insan gönlünün artığını söyler
atasözü
insan insanın şeytanıdır
atasözü
insan kendini beğenmese çatlar
atasözü
insan kıymetini insan bilir
atasözü
insan konuşa konuşa, hayvan koklaşa koklaşa
atasözü
insan sözünden, hayvan yularından tutulur
atasözü
insan yedisinde ne ise yetmişinde de odur
atasözü
insan yükü (veya eti) ağırdır
atasözü
insanın adı çıkacağına canı çıksın
atasözü
insanın alacası içinde, hayvanın alacası dışında
atasözü
insanın eti yenmez, derisi giyilmez, tatlı dilinden başka nesi var?
atasözü

insan ile ilgili deyimler

insan ayağı değmemiş (veya basmamış)
deyim
insan eli değmemiş (veya dokunmamış)
deyim
insan eti yemek
deyim
insan gibi
deyim
insan içine çıkmak
deyim
insan kuş misali
deyim
insanda akıl bırakmamak (veya koymamak)
deyim

insan ile ilgili birleşik kelimeler

bilim insanı insan biçimcilik insan bilimi insan coğrafyası insan evladı insan hâli insan kurusu insan müsveddesi insan sarrafı insaniçincilik insanmerkezci insanoğlu insanüstü üst insan

Anlamı içinde "insan" geçen sözcükler ve örnek cümleler

aksi: 1. sıfat Ters, zıt, karşıt, olumsuz, menfi:       "Salıncağın ipini sallandığı istikametin aksine çekti." - Osman Cemal Kaygılı 2. sıfat Uygun olmayan:       "Kusura bakma abla! Aksi zamana rastladı. Gazozları yetiştiremedik." - Ahmet Kutsi Tecer 3. sıfat İnatçı, hırçın, huysuz:       "Ben bu aşçı kadar çılgın ve aksi insan görmedim." - Reşat Nuri Güntekin

antropomorfist: İnsan biçimci.

ayak atmak: 1. girmek:       "Kalabalıktan en hoşlanan insan vagona ayak attı mı derhâl bir inziva hastalığına tutulur." - Reşat Nuri Güntekin 2. ilk kez gitmek.

evvel hesap, sonra kasap: 1) alışverişe çıkan bir kimse para durumunu önceden gözden geçirmelidir 2) insan bir işe girişmeden önce kendi olanaklarını iyi hesaplamalıdır.

fiske: 1. isim Parmak uçlarıyla yapılan hafif vuruş:       "Başının altından yastığı çektim ve yüzüne fiskeler hâlinde su serptim." - Peyami Safa 2. sıfat İki parmak ucu ile tutulabilen miktarda olan:       "Yeniden dolan bardağa, bizim dost bir fiske kül daha attı." - Çetin Altan 3. isim İnsan derisinde herhangi bir sebeple ortaya çıkan ufak ve içi su dolu kabartı.

sefih: Zevk ve eğlenceye düşkün, uçarı:       "İçer, kumar oynar, başına bir sürü sefih insan toplardı." - Halide Edip Adıvar

sınıf: 1. isim Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri:       Birinci sınıf öğrencileri. 2. isim Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler. 3. isim Derslik. 4. isim Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri:       "Üçüncü sınıf bir gazeteciydi." - Necati Cumalı 5. isim, biyoloji Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü:       Memeliler, kuşlar, balıklar, omurgalılar dalının birer sınıfıdırlar. 6. isim, mantık Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği. 7. isim, toplum bilimi Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas:       "Parter, her sınıftan insanla hıncahınç dolu idi." - Reşat Nuri Güntekin

sorma kişinin aslını, sohbetinden bellidir: `bir kişinin nasıl bir insan olduğu konuşmasından belli olur, soyunu sopunu öğrenmeye gerek yoktur` anlamında kullanılan bir söz.

sönük: 1. sıfat Sönmüş olan:       "Karşımdaki duvara takılmış iki ampulden biri sönüktü ve bir gözü kırpılmış bir insan gibi bana bakıyordu." - Kemal Bilbaşar 2. sıfat Parlaklığı, hızı az veya azalmış olan, etkisiz, zayıf. 3. sıfat, mecaz Göze çarpmayan, dikkat çekmeyen, silik:       "Bu şehirde satışı bini geçmez, yerli lisanlarda sönük cerideler çıkar." - Yahya Kemal Beyatlı

zorun: Mecburiyet:       "Biz artık ilkel insan anlayışımızı değiştirmek zorununu duyuyoruz." - Melih Cevdet Anday

TDK Sözlük anlamı kaynak alınmıştır.