Müze

müze

kelime, isim, (mü'ze), köken Fransızca musée

Sanat ve bilim eserlerinin veya sanat ve bilime yarayan nesnelerin saklandığı, halka gösterilmek için sergilendiği yer veya yapı:

      "O devirlere ait yatağanlar, baltalar, karabinalar, paslanmamış çelikleriyle müzelerimizdedir." - Orhan Seyfi Orhon

müze ile ilgili deyim

müze gibi
deyim

müze ile ilgili birleşik kelime

açık hava müzesi

Anlamı içinde "müze" geçen sözcükler ve örnek cümleler

müzeci: Müze kuran veya müzede çalışan kimse:       Müzeci Hamit Bey.

müzecilik: Müze kurma veya işletme işi.

virtüöz: 1. isim, müzik Herhangi bir müzik aracını büyük ustalıkla çalabilen sanatçı:       "Ressam için müze görmek ne ise müzisyen için de virtüözlerinin plaklarını dinlemek o imiş." - Haldun Taner 2. isim Herhangi bir işte usta olan kimse.

müze

köken Fransızca musée

Sanat veya bilime yarayan nesnelerin saklandığı, halka gösterilmek için sergilendiği yer veya yapı:
      "Gittiğim her müzede çabucak yoruluyor...." -Adalet Ağaoğlu, Gece Hayatım, 115;
      "Avrupa'nın ekser memleketlerinde etnografi müzeleri vardır." -Ziya Gökalp, Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler, 13;
      "Şimdi iki saat için beni Louvre Müzesine bıraksalar..." -Ruşen Eşref Ünaydın, Diyorlar ki, 120;
      "İkisi de bir müddet, ıssız müze dehlizlerinin loş bir köşesinde uzun sükutlardan ayrılmayan çift heykellere benzediler." -Peyami Safa, Sözde Kızlar, 101;
      "Müzelik olmasına müzelik olan, fakat Konya'dan gelmediğini herkesten iyi, hem de çok iyi bildiğim bu parmaklık..." -Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, 55;
      "Hollanda müzelerinden birinde meşhur bir Hazreti Meryem resmi vardır..." -Reşat Nuri Güntekin, Sönmüş Yıldızlar, 97;
      "Güya bütün geçtiği sokaklar bir müzenin koridorları imiş." -Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Bir Sürgün, 38;
      "Serin sofralar bir müze kadar çarpıcı..." -Yavuz Bülent Bakiler, Üsküp'ten Kosova'ya, 55;
      "Halid Bey İstanbul Sıhhat Müzesine mulaj mütehassısı olarak… "-Necip Fazıl Kısakürek, O ve Ben, 137;
      "William bu mektupların asıllarını İkinci Elizabeth Müzesi'ne bağışladı." -Buket Uzuner, Uzun Beyaz Bulut (Gelibolu), 102;
      "İşte böylece, bir zamanlar güçlerine erişilmezmiş gibi görünen, yeryüzünden silinip gidecekleri bile akla gelmeyen bu devlerin, şimdi yalnızca bataklıklarda tek tük kemikleri, müzelerde iskeletleri ve masallarda korkunç, fakat zararsız anıları kaldı."-Sabahattin Ali, Arabalar Beş Kuruşa, 55;
      "Yahu bunlar dilenci değil desek kadına, burası dilencilik müzesidir, desek, nasıl olur?..dedim." -Aziz Nesin, Seyyahatnâme, 68.
      "O hediyeleri de bir müzeye bırakalım." -Memduh Şevket Esendal, Vassaf Bey, 123;
      "Chalon'da bir kartpostal müzesi açıldı." -Enis Batur, Gönderen: Enis Batur, 19;
      "Türk resmi, doğrusu istenirse, müzesiz ve kitapsız bir resim sanatıdır." -Ferit Edgü, Avni Arbaş, 12;
      "Sultan Reşat'ın Cuma divanında serptiği paraları hâlâ toplayan müzelik biri." -Füruzan, Kırk Yedi'liler, 173;
      "Ressam için müze görmek ne ise, müzisyen içinde virtüozların plâklarını dinlemek o imiş..." -Haldun Taner, Tuş, 52;
      "İstanbul'un sinesinde topladığı birçok değerlerin başında müzeler gelir." -Oğuz Özdeş, Şebnem, 65;
      "Geçmişi ve kişiliği olmayan eşyalar içinde Kaya'yı eski ve antika bir müze yüzü gibi burada yabancı buldum." -Halide Edip Adıvar, Yeni Turan, 57;
      "Hani Ankara'da Kale'ye çıkarmıştım seni… Daracık eğri büğrü sokaklar, sonra müze." -Pınar Kür, Bitmeyen Aşk, 445;
      "İlahe Tamarar Venutas'ın kendini buldu ve gerdanlığını müzede gördü." -Refik Halid Karay, 2000 Yılın Sevgilisi, 148;
      "Tito'nun camileri müzeye, depoya, ahıra çevirmesine ya da yerle bir etmesine ne kadar içerlediğini kimseye söylememişti." -Ayşe Kulin, Sevdalinka, 25.

TDK Sözlük anlamı kaynak alınmıştır.